Doulanevin, 26.12.2017 - 16:19:01 tarihinden beri Bebek Sözlük üyesi :)

Yazarımız Doulanevin, şu sosyal medya hesaplarından takip edilebilir:

Instagram   Facebook


Doulanevin - Tüm Yazıları

  • teşekkürler
  • 1-ya yolda doğurursa?
    doğum, uzun, yavaş ve giderek hız kazanan bir süreçtir. ilk kez bebek sahibi olacak olan babalar bu korkuyu daha sıklıkla yaşarlar. özellikle ilk doğumlarda hazırlık fazı ortalama
    12-24 saat sürebilir. anne-baba adayı bu zamanı rahatça evinde geçirebilir. erken hastaneye gitmek, doğumu çabuklaştırmak adına gereksiz müdahalelere sebep olacaktır. en doğru zamanda hastaneye gitmek için evde profesyonel bir ebe desteği almak en doğru karar olabilir.
    2-doğuma kaç kişi gidelim?
    doğumun doğal ilerleyebilmesi için annenin mahremiyetinin korunması en önemli faktörlerden biridir. çünkü doğum içgüdüsel bir eylemdir. mahremiyeti sağlandığı anda anne, tamamen kendi içine döner ve doğumuna odaklanır. gözleniyor olma duygusu doğumda çalışan hormonları kesintiye uğratarak doğum sürecini yavaşlatır veya bozar. anneye doğumda en az kişi ile yardım etmek, doğum sürecini pozitif etkileyecektir.
    3-suyu geldi. bebek susuz mu kaldı?
    doğum sürecinde suyun ne zaman geleceğini bilemeyiz. anneler, bu bilgiyi sadece doğum sürecini yaşarken öğrenebilirler. suyun, doğum kasılmalardan önce gelmesi çok acil bir durum olmayabilir. su geldikten sonra 12-24 saat içerisinde doğumun kendiliğinden başlaması beklenir. bir yandan su üretimi devam ettiği için bebeğin susuz kalması çok olağan değildir. ilk 24 saat içerisinde doğum gerçekleşmediyse “antibiyotik” tedavisi başlanabilir. aktif fazda suyun gelmesi durumunda bebeğin susuz kalması gibi bir durum söz konusu değildir.
    4-beli çok ağrıyor, bir sorun mu var?
    bel ağrısı doğumun ilerlediği, aktif fazda bebeğin inişi sırasında aldığı pozisyon ve annenin kuyruk sokumuna yaptığı basınçla ilgilidir. bu nedenle bel ağrısı, doğumun doğal ilerlediğinin bir göstergesidir. kuyruk sokumuna yapılacak baskılı masaj veya sıcak uygulamalarla anne rahatlatılabilir.
    5-gözleri neden kapanıyor? çok mu yoruldu?
    müdahale edilmemiş ve kendi doğasına bırakılmış doğumlarda, sürecin hızlandığı aktif fazda annenin doğum hormonlarında da artış olur. doğumun ilerlemesi için gerekli olan oksitosin hormonunun yanı sıra endorfin de artar. annenin uyku ihtiyacı, artan endorfin hormonuyla ilgilidir. endorfin hormonu annenin kasılmalar arasında dinlenmesini sağlayarak yeni kasılmalar için onu hazırlar. anne uykulu ise doğum süreci doğal olarak ilerliyor demektir.
    6-çok uzun sürdü ne zaman doğuracak?
    doğum yavaş ilerleyen ve uzun biyolojik bir süreçtir. bu sürece saygı göstermemek ve gereksiz müdahaleler uygulamak, sezaryen yapmanın yolunu açabilir. sağlık personeli kadar anne-baba adayı da sürece saygı göstermelidir. anne-baba doğuma hazırlık eğitimi almışlarsa, doğum sürecinin yavaş ve uzun süreceğini bilirler.
    7-karım kusuyor. neden?
    doğum sürecinin ilerleyen fazlarında kasılmalarla açılmaya başlayan rahim ağzına, bebeğin başının basısı sonucu annede bulantı ve kusma olabilir. baba adayları bu durumdan endişe duysalar da, aslında bu durum doğumun normal ilerliyor olduğunu ve yaklaştığını gösterir.
    8-neden yatmak istemiyor?
    annenin yatarak kasılmaları karşılaması, bebeğin annenin kuyruk sokumu kemiğine baskı yaparak daha çok ağrı duymasına sebep olur. doğumda annenin dikey olarak durması bebeğin yerçekimini de kullanarak doğum kanalına inmesini kolaylaştırır. anne içgüdüsel olarak bu bilgiyle hareket eder. annenin serbest hareket etmesi hem fiziksel hem de psikolojik açıdan anneye kolaylık sağlar. anneyi yatağa yatmaya mecbur etmek, doğumun doğal ilerleyişine müdahale etmektir.
    doğumda baba adaylarına tavsiyeler
    * doğumda eşinizin başucunda olun.
    * ikınma çabalarını destekleyin.
    * pozitif ve destekleyici cümleler kullanın.
    * sakin olmaya çalışın ve doktorla iletişimi devam ettirin.
    * doktorun ya da ebenin talimatlarını birlikte tekrarlayın.
    * doğum sancıları arasında dinlenmesini sağlayın.
    * doğumdan sonra da yanında olun.
  • teşekkür ederim güzel sözleriniz için.
  • bebeklerin beyin bağlantılarının düzgün oluşturulması ve beyin gelişiminin etkin sürdürülebilmesinin, bebeğin güvenli, emin ve sevildiğini hissetmesine bağlı olduğunu ortaya koyan yeni araştırmalar var.

    hepimiz 'bir annenin aşkından daha güçlü bir şey' olmadığını biliyoruz ve bu artık bilim adamlarınca -en azından bebek gelişimi açısından- kanıtlanmış görünüyor.

    cambridge üniversitesi'nde yürütülen bebek beyin tarama projesinin bulguları, bebeklerin beyinlerinin gelişiminin doğru şekilde gerçekleşmesinin, kendilerini güvende hissetme ve sevilmelerine bağlı olduğunu gösteriyor.

    bilim insanları, öğrenme faaliyetleri esnasında, bebeklerin ve annelerinin beynini taradıklarında, bebeklerin beynindeki dalgaların ebeveynleri ile senkronize olduklarında en iyi öğrenmeyi gerçekleştirdiğini gösteriyor. hatta annelerin 'şarkı söyleme' sesi kullandıklarında bebeğin öğrenme yeteneğinin (özellikle dil gelişimi) arttığı keşfedilmiş durumda.

    dr. victoria leong: " bebekler annelerinin sesini çok seviyor, bu ses dikkatlerini daha yoğun tutuyor, bu nedenle anne bebeği ile ne kadar çok şarkı söyler gibi melodili konuşursa, dil gelişimi o kadar iyi oluyor"

    ayrıca araştırma bebeğin beyninin anneye cevap vermek için kodlandığını, sanki anneye görünmeyen kablolarla bağlı olduğunu ve göz temasının, uzun süren bir bağ kurma ve karşılık almakta hayati önemde olduğunu gösteren bulgular da içeriyor.

    bir bebek beyni beyaz boş bir tuval gibidir. her yeni nesne, ses ve koku yepyeni bir şeydir ve bir bilgi yüklemesi yaratır. bebekler çabucak öğrenirler ve yüzleri ve sesleri tanımaya başladıklarında çevrelerindeki dünyayı bunlarla tanımlamaya başlar, dilleri öğrenir ve çevrelerini mantıklı hale getirirler. bu nedenle bağlantıların oluşma biçimlerini anlamak önemlidir.

    ancak, cambridge üniversitesi beyin araştırmacısı olan dr kirstie whitaker'a göre, "bebekler hayatın başında stres yaşarsa, beyinleri çok hızlı bir şekilde gelişir ve yapmaları gereken en iyi bağlantıları yerine getirmek yerine, yeterince makul ve oluşan stresi aşmaya yetecek kadar olanı kullanırlar. bu yüzden destekleyici gelişim, çocukların mümkün olduğu kadar uzun süre meraklı ve esnek beyin gelişimini keşfetmelerine ve güven ortamında kalmalarına izin vermekten geçer. "sonuçta, sevgi dolu ve besleyici bir ortamın bebeklerin gelişimini olumlu etkileyeği açıktır.

    "sevgiden kaynaklanan davranışlar öğrenmek için iyidir," diyor dr. leong.
  • universitat autonoma de barcelona araştırmacıları ve imim tarafından yürütülen bir çalışma, gebeliğin annenin beyin yapısında, çocuğu koruma ve etkileşim kabiliyetini geliştirme ile ilgili olarak, uzun süren değişikliklere neden olduğunu açıklayan bir araştırma yürüttüler ve bu araştırma nature neuroscience'de yayınlandı.
    hamilelik, radikal hormon dalgalanmaları ve biyolojik uyarlamaları içerir, ancak beyindeki etkiler halen tam olarak bilinmemektedir. bu çalışmada bir grup araştırmacı, ilk hamilelik öncesi ve sonrası kadın beyin yapısını karşılaştırdı. bu, gebeliğin, doğum sonrası en az iki yıl boyunca - bir kadının beyninin morfolojisinde uzun süren değişiklikleri içerdiğini göstermek için yapılan ilk araştırmadır.

    bilim adamları, manyetik rezonans görüntüleme kullanarak, ilk gebelik yaşayan kadınların beyinlerinin toplumsal bilişle ilişkili bölgelerdeki gri cevherde belirgin azalmalar olduğunu gösteren bulgulara ulaştılar.

    araştırmacılar, bu tür değişikliklerin annelik ortamına yönelik işlevsel uzmanlaşmanın uyarlanabilir bir süreçle uyumlu olduğuna inanıyorlar. elseline hoekzema, "bu değişiklikler, en azından kısmen, sinaptik budama mekanizmalarını yansıtabilir; zayıf sinapsların daha verimli ve uzmanlaşmış sinir ağlarına yol açarak ortadan kaldırıldığı ergenlik döneminde de gerçekleşir" diyor makalede. öteki yazar erika barba'ya göre, "bu değişiklikler, annelik zorluklarını yönetmek için gerekli işlevlerle ilişkili beyin alanlarını ilgilendiriyor".

    aslında araştırmacılar, gri cevher azalmalarına sahip alanların beyin bölgeleriyle örtüştüğünü, annenin kendi bebeklerinin görüntülerini izlediği işlevsel bir beyin görüntüleme oturumu sırasında aktive olduklarını bulmuşlardır.

    òscar vilarroya ve susanna carmona tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, medial frontal ve posterior korteks çizgisinde gri cevher hacminde ve başta gebe kadınlarda prefrontal ve temporal korteksin spesifik bölümlerinde simetrik bir azalmayı gösterdi. susanna carmona, "bu alanlar, toplumsal biliş ve kendi odaklı işleme süreçleriyle ilişkili bir ağ ile büyük oranda karşılık geliyor" dedi.

    çalışmanın analizleri, beyin yapısındaki değişikliklere bağlı olarak herhangi bir kadının hamile olup olmadığı konusunu büyük bir güvenilirlikle belirleyebilmektedir. annenin doğum sonrası dönemdeki bebeğe bağlanmasını bu beyin değişikliklerine dayanarak önceden bile tahmin edebiliyorlardı.

    çalışmada, doğurganlık tedavisi görmüş kadınların ve doğal olarak gebe kalan kadınların varyasyonlarını göz önüne almış ve gri cevherdeki azalma her iki grupta da hemen hemen aynı olarak bulunmuş.

    araştırmada, "yenidoğanın duygusal durumunun belirlenmesi, çocuğun ihtiyaçları gibi anneliğe yönelik alanların hamilelik ile birlikte temel değişime uğradığı ortaya konmaktadır"
  • bir bebek, anne sütü ile edindiği maternal bağışıklık hücrelerinin kopyalarını yapar.
    bilim adamları uzun zamandır, anne sütünün "pasif bağışıklık" olarak adlandırılan bir süreç olan antikorların aktarılması yoluyla bazı bulaşıcı ajanlara karşı bağışıklık sağlayan koruma sağladığını anlamıştır. riverside üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, şimdi annenin sütünün, ekibin "maternal eğitimsel bağışıklık" dediği bir süreçle bebeğin kendi bağışıklık sisteminin gelişimine katkıda bulunduğunu gösteriyor.

    anne sütündeki özel maternal bağışıklık hücreleri, bebeğin bağırsağının duvarından geçerek timus adı verilen bir bağışıklık organına giriyor. oraya vardığında, annenin maruz kaldığı aynı bulaşıcı organizmalara saldırmak için gelişmekte olan hücreleri "eğitir". araştırmacılar, anneyi aşılayabileceğinizi ve bunun sonucunda da bebeğin aşılanmış olacağını gösteriyor.


    araştırmayı yöneten uc riverside tıp okulu'nda biyomedikal bilimler profesörü olan ameae walker " annelerin bebeklerine bağışıklık kazandıracağı başka bir yol ortaya çıktı ,anne sanki şöyle diyor: bak bunlar benim çevrende gördüğüm ve senin de dikkat etmen gereken şeyler. yinelemeler - bebeğin yaptığı maternal bağışıklık hücrelerinin kopyaları - bebeğe hayat boyu bağışıklık sağlayacak. "

    walker, "bazı aşıları yeni doğan bir bebeğe vermek güvenli değildir ve bazlıarı da yenidoğanlarda çok iyi çalışmaz, bu drumlarda annesini aşılamak ya da hamile kalmasından kısa bir süre önce aşılamayı kabul etmesini sağlamak, emzirme sırasında aktarılan bağışıklık hücreleri sayesinde bebeğin erken korunmasını sağlayacaktır. süt hücrelerinin bebeklere karıştığını biliyoruz "dedi.

    araştırma ekibinin incelediği enfeksiyöz ajanlardan biri, dünyadaki birçok ülkede büyük bir sorun olan ve antibiyotiğe dirençli tutum gelişmesi nedeniyle kötüleşen bir hastalık olan tüberküloza (tb) neden olan organizma idi. genel olarak, tb'ye karşı doğrudan aşılanan bebeklerde çok iyi bir bağışıklık yoktur: aşı en kötü komplikasyonlardan bazılarını önlerken, hastalığın solunum kısmını - bir zamanlar tüketim olarak adlandırılan - önlememektedir.
    walker, "nihayetinde bebeği emziren anneyi aşılamak suretiyle bebekte tb'ye karşı bağışkılığı geliştiririz" dedi. "bebeğin aslında bebeğe aşı yapılmadan aşılanması gibi: bazı çalışmalarda, çalışmamız tb'a karşı süt yoluyla bağışıklığın, bebeğin doğrudan aşılanması ile elde edilenden daha etkili olduğunu göstermiştir. tabii ki, klinik araştırmalara ihtiyaç duyulacaktır. "
  • doğum esnasında anne adayına (1) saat daha fazla zaman tanındığında sezaryen oranının yarı yarıya azaldığı görülmüştür.

    american journal of obstetrics and gynaecology (amerikan obstetri ve jinekoloji dergisi) 'nın mart sayısında yayınlanan, 1800 lü yılların uzmanlarının uyguladıkları bir yönteme gönderme yapılarak ve (78) anne adayı ile yapılan araştırmada; doğum için (3) saat tanınan kadınlarda sezaryen oranı % 43.2 iken bu süre (4) saate uzatıldığında sezaryen oranının sadece %19.5 olduğu gözlemlenmiştir.

    bu çalışma bize doğumda zamana saygı kavramının önemini göstermektedir.
  • hastanede doğumdan sonra yanlış bilgi verilmesi yüzünden, emzirme ile ilgili sıkıntılar yaşanıyor, anne adayları emzirmeyi istiyorlar ancak çok olumsuz hikayeler duydukları için, bunu nasıl başaracaklarını merak ediyorlar. çoğu zaman kendi anneleri, teyzeleri, arkadaşları çeşitli sebeplerden emzirememiş oluyor; “sütüm hiç gelmedi”, “sütüm az geldi” ya da “bebegim doymuyordu”…bunları duyan bir anneye göre başarılı bir emzirme için kişinin ancak “’şanslı olması gerekiyor. emziren annelerin soruları çoğu zaman anne sütü üretimi ile ilgili. bebeklerini doymuyor sanıyorlar, ya da az kilo aldiği için mama vermeye başlıyorlar.
    emzirme danışmanlığı programı kapsamında verilen hizmetler:

    - meme bakımının anlatılması
    - emzirme tekniklerinin öğretilmesi
    - süt inme refleksini arttırmaya yönelik girişimlerin öğretilmesi
    - meme masajının (meme başının çıkarılması) öğretilmesi
    - elle süt sağma tekniğinin öğretilmesi
    - süt saklama ve bebeğe verme tekniğinin öğretilmesi



    (yukarıda sayılan hizmetler standart ve temel eğitim içeriğidir. sizin durumunuza özel danışmanlık da yapılmaktadır.)
    emzirme danışmanlığı